Üye Girişi

Hesap Oluştur

Bu formda dolduracağınız bilgiler, ‘Gönder’ düğmesine bastığınızda otomatik olarak kaydedilmez. Düğmeye bastığınızda yeni bir pencere açılır ve onayınız istenir. Ancak, siz bu son onayı verdikten sonra hesabınız oluşturulur.

Somatik Deneyimleme ve Travma

Etkinliğe kayıt olmak için üye girişi yapmanız gerekiyor.
Sol alttaki Üye Girişi düğmesine basarak giriş yapabilirsiniz.
Eğer henüz hesabınız yoksa lütfen sağ alttaki Hesap Oluştur düğmesine basarak hesap oluşturun.

Hesabım

Bilgilerim

Şifre Değiştir


Başvurduğum Etkinlikler

Katıldığım Etkinlikler

Fatura ve Ödeme Bilgilerim

Seans ve Süpervizyon Takibi Yapabileceğim Etkinlikler

Eğitim Sertifikaları

Somatik Deneyimleme ve Travma

Eğitim Dokümanları

Somatik Deneyimleme ve Travma

Eğitim Videoları

Somatik Deneyimleme ve Travma

Somatik Deneyimleme ve Travma

Seans ve Süpervizyon Takibi

  • (Soldaki alandan seans ya da süpervizyon aldığınız tarihi, sağdaki alandan ise oturum süresini seçin.)
    (Soldaki alandan oturum tipini seçin. Grup süpervizyonu aldıysanız sağdaki alandan kaç kişi olduğunu seçin.)
  • Toplam Süpervizyon Krediniz: 0
    Toplam Seans Krediniz: 0
  • Somatik Deneyimleme® ve Travma


Hayatımızda yaşamsal tehlike olarak algılanmış çoğu olay bizde iz bırakır. Sağlıksız ilişkiler; fiziksel, duygusal veya cinsel şiddet; kayıplar ve ölümler; doğum, tıbbi müdahaleler, kazalar ve düşme gibi bedenimiz açısından tehlike yaratan durumlarda sinir sistemimiz bu izin kaydını tutar. Yaşadığımız bu zorlu olaylar karşısında bedenimizin derinliklerinden gelen ancak çeşitli nedenlerle gösteremediğimiz içgüdüsel savunma tepkilerimiz, sistemimizde birikerek yüksek strese, travmalara ve bunlara bağlı semptomlara neden olabilir.
Travma bir tanımıyla sınırlarımızın ihlalidir. Bedeni çevreleyen derinin veya kinestetik alanın; dışarıdan gelen herhangi bir müdahale tarafından fiziksel, duygusal ve hatta tıbbi nedenlerle aşılması olarak düşünülebilir. Aynı zamanda, duyu organlarımızın yüksek bir uyaran  tarafından ihlali (ses veya görüntü tacizleri, şiddet izlemek) olabilir. Sosyal varlıklar olarak bu tip ihlallere yaşamımızda maruz kalabiliyor ve baş edebilmek için kendimizi duygularımıza veya bedenimize karşı hissizleştirebiliyoruz.

Travma Semptomları Neler Olabilir?

Olaylar karşısında aşırı tepki vermek, tepkisizlik, güvensizlik, nedensiz korkular, her şeyi kontrol etme isteği, seçeneklerimizin farkına varamama, olumsuza odaklanma, kaygı, uykusuzluk, baş dönmesi, sindirim güçlüğü, kronik yorgunluk ve psikosomatik ağrılar ortaya çıkabilecek semptomlardan bazılarıdır.

Travma Oluşumu Nelere Bağlı?

Karşımıza çıkan zorlu durumlarla etkin şekilde başa çıkabilmemiz farklı etmenlerle ilişkilidir. Bu etmenlerle bağlantılı olarak, travmanın çözümlenmesi de farklı süre ve çalışmaları gerektirebilir.
1. Olayın ne kadar tehdit içerdiği, süresi, sıklığı, yoğunluğu 
2. Mevcut durum: Aile veya arkadaşların desteği veya yokluğu, mevcut stres seviyemiz, öz bakımımız 
3. Genel özellikler: Dayanıklılığımız, erken dönem ve gelişim öykümüz, yaşımız (çocuk, genç, yetişkin) 
4. Önceki deneyimlerimiz: Becerilerimiz ve deneyimlerimizden öğrendiklerimiz 
5. Özelliklerimize ve kapasitemize karşı nasıl hissettiğimiz: Kendimize güvenimiz

Bu ve daha çeşitli durumlara bağlı olarak yaşanan olay kişide değişik etkiler bırakabilir.

Kronik Stres Bize Sandığımızdan Daha mı Yakın?

Stres dolu ve rekabetçi modern yaşam koşulları insanları devamlı olarak "savaş" ya da "kaç" dürtüsüyle hareket etmeye zorlamakta. Toplumun gözünde değer kaybetmek, ekonomik zorluklar ve bu gibi birçok korku insanı yoğun ve süreğen bir stres altında tutabilir. Bu şartlar altında, devamlı gerginlik, ruh halimizde büyük dalgalanmalar, sürekli bir tatminsizlik ve genel mutsuzluk hali yaşayabiliriz. Hastalıklara direnmemizi sağlayan bağışıklık sistemimiz de zayıflayabilir.

Birçok kişi genelde gergin olmadıklarını (hatta rahat olduklarını) söyleyebilir veya düşünebilir. Bazılarımız için bu doğru olabilir fakat yapılan araştırmalar göstermektedir ki neredeyse sürekli gerginiz ve bunun farkında değiliz. Bu gerginlikleri yaşadığımızda, farkında olsak da olmasak da kendimizi aslında savaş ya da kaç tepkisine hazırlarız. Bu tepkiler ise çoğu zaman kaslarımızı kasmamıza, dolaşımımızın düzenini bozmamıza ve dolayısıyla iç organlarımızın yeterince beslenememesine neden olur. Bu da, beraberinde uyku ve beslenme sorunları yaratabilir. Başa çıkmak için kullandığımız yöntemler (madde ve alkol kullanımı, teknolojik bağımlılıklar) bize uzun vadede zarar verebilir.

Bedenimizde biriken ve kronikleşen yüksek stres, psikosomatik hastalıkların da habercisi olabilir. Bedendeki bu hal, dış görünüşte küçük ve önemsiz görünebilir. Ancak adrenal ve sempatik sistemin süreğen bu uyarımı; yüksek tansiyon, diyabet, koroner trombosis, peptik ve duodenal ülserler ile ayrıca sırt ağrıları, cilt problemleri, kas çekmeleri gibi bir dizi diğer fiziksel rahatsızlıklara ve birçok ruhsal rahatsızlıklara yol açar.

Bu biriken stresin boşalımına yardımcı olmanın etkin bir yolu, her gün düzenli olarak beden ve zihnimizi gevşetme egzersizleri uygulamaktır. Uyku ve beslenmemize özen göstermek de tabii ki çok önemli iyileştirici etmenlerdendir. Beden süreçlerinin dengelenip, normal aktivite seviyelerine dönmeleri derin gevşeme sırasında olur. Meditasyon ve mindfulness (bilinçli farkındalık) çalışmaları da bunu gerçekleştirmenin etkili yolları arasındadır. Ancak, kişiler bazen aşırı gergin olduklarında uyku sırasında bile gevşeyemeyebilirler. Öncelikle bedenin tehlikede olduğu algısını ortadan kaldırmamız, çözümlememiz gerekir.

Somatik Deneyimleme yaklaşımıyla yapmaya çalıştığımız, sakin ve güvenli bir şekilde, içgüdülerimizin verdiği savunma tepkilerini tamamlayabilmek ve bedenimizde yerleşmiş olan "kaçma", "savaşma" veya "donma" otomatik tepkilerinin dışına çıkarmaktır. Böylece sinir sistemi dengelenir. Bu dengelenmeden diğer bedensel sistemlerin (hormonal, kan basıncı, kardiovasküler, sindirim sistemi, bağışıklık sistemi) de olumlu etkilenmesi beklenir. Düşüncelerimiz ve zihnimiz de; rahatlayan ve gevşeme kapasitesini yeniden kazanan bedenimizi takip edebilir, daha az aktif olabilir ve daha olumluya dönüşebilir.