Üye Girişi

Hesap Oluştur

Somatik Deneyimleme ve Travma

Etkinliğe kayıt olmak için üye girişi yapmanız gerekiyor.
Sol alttaki Üye Girişi düğmesine basarak giriş yapabilirsiniz.
Eğer henüz hesabınız yoksa lütfen sağ alttaki Hesap Oluştur düğmesine basarak hesap oluşturun.

Hesabım

Bilgilerim

Şifre Değiştir


Başvurduğum Etkinlikler

Katıldığım Etkinlikler

Fatura ve Ödeme Bilgilerim

Eğitim Sertifikaları

Somatik Deneyimleme ve Travma

Eğitim Dokümanları

Somatik Deneyimleme ve Travma

Eğitim Videoları

Somatik Deneyimleme ve Travma

  • Somatik Deneyimleme® ve Travma


Hayatımızda yaşamsal tehlike olarak algılanmış çoğu olay bizde iz bırakıyor. Sağlıksız ilişkiler, fiziksel, duygusal veya cinsel şiddet, kayıplar ve ölümler gibi doğum, tıbbi müdahaleler, kazalar ve düşme gibi bedenimiz açısından tehlike yaratan durumlarda sinir sistemimiz bu izin kaydını tutuyor. Yaşadığımız bu zorlu olaylar karşısında bedenimizin derinliklerinden gelen ancak çeşitli nedenlerle gösteremediğimiz içgüdüsel savunma tepkilerimiz, sistemimizde birikerek yüksek strese, travmalara ve bunlara bağlı semptomlara neden olabiliyor.
Travma bir tanımıyla sınırlarımızın ihlalidir. Bedeni çevreleyen derinin veya kinestetik alanın; dışarıdan gelen herhangi bir müdahale tarafından fiziksel, duygusal ve hatta tıbbi nedenlerle aşılması olarak düşünülebilir. Aynı zamanda, duyu organlarımızın yüksek bir uyaran (ses veya görüntü tacizleri, şiddet izlemek) tarafından ihlali de olabilir. Sosyal varlıklar olarak bu tip ihlallere yaşamımızda maruz kalabiliyor ve baş edebilmek için kendimizi duygularımıza veya bedenimize karşı hissizleştirebiliyoruz.

Travma Semptomları Neler Olabilir?

Olaylar karşısında aşırı tepki vermek, tepkisizlik, güvensizlik, nedensiz korkular, her şeyi kontrol etme isteği, seçeneklerimizin farkına varamama, olumsuza odaklanma, kaygı, uykusuzluk, baş dönmesi, sindirim güçlüğü, kronik yorgunluk ve psikosomatik ağrılar ortaya çıkabilecek semptomlardan bazılarıdır.

Travma Oluşumu Nelere Bağlı?

Karşımıza çıkan zorlu durumlarla etkin şekilde başa çıkabilmemiz farklı etmenlerle ilişkilidir. Bu etmenlerle bağlantılı olarak, travmanın çözümlenmesi de farklı süre ve çalışmaları gerektirebilir.
1. Olayın ne kadar tehdit içerdiği, süresi, sıklığı, yoğunluğu 
2. Mevcut durum: Aile veya arkadaşların desteği veya yokluğu, mevcut stres seviyemiz, öz bakımımız 
3. Genel özellikler: Dayanıklılığımız, erken dönem ve gelişim öykümüz, yaşımız (çocuk, genç, yetişkin) 
4. Önceki deneyimlerimiz: Becerilerimiz ve deneyimlerimizden öğrendiklerimiz 
5. Özelliklerimize ve kapasitemize karşı nasıl hissettiğimiz: Kendimize güvenimiz.

Bu ve daha çeşitli durumlara bağlı olarak yaşanan olay kişide değişik etkiler bırakabilir.

Kronik Stres Bize Sandığımızdan Daha mı Yakın?

Stres dolu, rekabetçi ve modern yaşam şekli insanları devamlı olarak ’savaş’ ya da ’kaç’ dürtüsüyle hareket etmeye zorlamakta. Toplumun gözünde değer kaybetmek, ekonomik zorluklar ve bu gibi birçok korku insanı yoğun ve süreğen bir stres altında tutabilir. Bu şartlar altında, devamlı gerginlik, ruh halimizde büyük dalgalanmalar, sürekli bir tatminsizlik ve genel mutsuzluk hali yaşayabiliriz. Hastalığa direnmemizi sağlayan bağışıklık sistemimiz de zayıflayabilir.

Birçok kişi genelde gergin olmadıklarını (hatta rahat olduklarını) söyleyebilir veya düşünebilir. Bazılarımız için bu doğru olabilir fakat yapılan araştırmalar göstermektedir ki neredeyse sürekli gerginiz ve bunun farkında değiliz. Bu gerginlikleri yaşadığımızda, farkında olsak da olmasak da kendimizi aslında savaş ya da kaç tepkisine hazırlıyoruz. Bu tepkiler ise çoğu zaman kaslarımızı kasmamıza, dolaşımımızın düzenini bozmamıza ve dolayısıyla iç organlarımızın yeterince beslenememesine neden olur. Bu da, beraberinde uyku ve beslenme sorunları yaratabilir. Başa çıkmak için kullandığımız yöntemler (madde ve alkol kullanımı, teknolojik bağımlılıklar) bize uzun vadede zarar verebilir.

Bedenimizde biriken ve kronikleşen yüksek stres, psikosomatik hastalıkların da habercisi olabilir. Bedendeki bu hal, dış görünüşte küçük ve önemsiz görünebilir. Ancak adrenal ve sempatik sistemin süreğen bu uyarımı, yüksek tansiyon, diyabet, koroner trombosis, peptik ve duodenal ülserler ile birçok ruhsal rahatsızlıklara, ayrıca sırt ağrıları, cilt problemleri, kas çekmeleri gibi bir dizi diğer rahatsızlıklara yol açar.

Bu biriken stresin boşalımına yardımcı olmanın etkin bir yolu, düzenli olarak (her gün) beden ve zihnimizi gevşetme egzersizleri uygulamaktır. Uyku ve beslenmemize özen göstermek de tabii ki çok önemli iyileştirici etmenlerdendir. Beden süreçlerinin dengelenip, normal aktivite seviyelerine dönmeleri derin gevşeme sırasında olur. Meditasyon ve mindfulness çalışmaları da bunu yapmanın bir yöntemidir. Ancak, kişiler bazen aşırı gergin olduklarında uyku sırasında bile gevşeyemeyebilirler. Öncelikle bedenin tehlikede olduğu algısını ortadan kaldırmamız, çözümlememiz gerekir.
Somatik Deneyimleme yaklaşımıyla yapmaya çalıştığımız sakin ve güvenli bir şekilde içgüdülerimizin verdiği savunma tepkilerini tamamlayabilmek ve bedenimizde yerleşmiş olan ‘kaç’, ‘savaş’ veya ‘donma’ otomatik tepkilerinin dışına çıkarmaktır. Böylece sinir sistemi dengelenir. Bu dengelenmeden diğer bedensel sistemlerin (hormonal, kan basıncı, kardiovasküler, sindirim sistemi, bağışıklık sistemi) de olumlu etkilenmesi beklenir. Düşüncelerimiz ve zihnimiz de, rahatlayan ve gevşeme kapasitesini yeniden kazanan bedenimizi takip edebilir ve daha az aktif ve daha olumluya dönüşebilir.